TikTok ile yapılan anlaşmanın ardındaki gizli bedel gün yüzüne çıkıyor. ABD’ye yönelik TikTok anlaşmasıyla ilgili yeni detaylar ortaya çıktı. İddialara göre Washington, bu anlaşmadan önemli bir kazanç elde etti.
TikTok anlaşmasının arka planı
Eski Başkan Donald Trump, geçtiğimiz eylül ayında TikTok anlaşmasına aracılık ettikleri için ABD’nin “büyük bir bedel” aldığını açıklamıştı. Şimdi ise kaynaklar bu bedelin ne kadar olduğunu netleştirmeye başladı. The Wall Street Journal ve The New York Times’a göre, ABD’nin aldığı toplam ücretin yaklaşık 10 milyar dolar olacağı öngörülüyor. Bu miktarın yeni yatırımcılar tarafından ödendiği söyleniyor. Yatırımcılar arasında teknoloji devi Oracle ve yatırım şirketi Silver Lake de bulunmakta.
Anlaşmanın kapanma tarihi olan 22 Ocak’ta, ABD Hazine’sine 2,5 milyar doların çoktan ödendiği belirtiliyor. Kalan tutarın ise ilerleyen dönemlerde taksitler halinde ödeneceği ifade ediliyor.
Devletin özel anlaşmalara müdahalesi
Bu gelişme, Trump yönetiminin özel şirket anlaşmalarına doğrudan dahil olduğunun bir örneği olarak değerlendiriliyor. Son günlerde Washington yönetiminin yaptığı hamleler dikkat çekici:
– Intel’in yüzde 10 hissesini satın aldı
– US Steel için “altın hisse” elde etti
– Nvidia’nın Çin’e yaptığı çip satışlarından yüzde 20 pay talep etti
Bu hamleler, devletin teknoloji ve sanayi anlaşmalarına daha etkin bir şekilde müdahil olmaya başladığını gösteriyor.
Oracle bağlantısı
TikTok anlaşmasında dikkat çeken bir diğer unsur, yatırımcı listesi. Larry Ellison, bu anlaşmanın önemli isimlerinden biri. Hem Oracle’ın kurucusu hem de Trump’ın güçlü destekçilerinden biri olarak bilinen Ellison, anlaşmanın siyasi boyutunu da tartışma konusu yapıyor.
Anlaşmanın değeri ve etkileri
Ortaya çıkan rakamlar doğruysa, tablo oldukça çarpıcı. Bir yatırımcı grubu, TikTok’un çoğunluk hissesini 14 milyar dolara satın aldı. Bu durumda, ABD’nin aldığı ücret 10 milyar dolara yakın. Yani bu ödeme, anlaşmanın toplam değerinin yüzde 70’inden fazlasına tekabül ediyor.
Bu bilgiler, TikTok’un geleceği ve ABD ile olan ilişkilerin nasıl şekilleneceği konusunda önemli bir işaret taşıyor.