Türkiye’de Okul Güvenliği Krizi: Acil Önlemler Gerekiyor

Türkiye, son dönemlerde artan okul saldırıları ile büyük bir güvenlik tehdidi ile karşı karşıya. Şanlıurfa’daki bir liseye ve Kahramanmaraş’taki bir ortaokula gerçekleştirilen saldırılar, eğitim kurumlarındaki güvenlik zaafiyetlerini gözler önüne serdi. Siyaset bilimci Prof. Dr. Murat Somer’in verilerine göre, Eylül 2023’ten bu yana okullarda toplamda 46 şiddet olayı yaşandı. Yusuf Tekin’in Milli Eğitim Bakanlığı dönemi süresince ise 37 öğretmen ve öğrenci hayatını kaybetti.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, okullarda güvenlik görevlisi bulundurulacağına dair açıklamalarda bulunmuştu. Ancak, bu uygulamanın ne derece hayata geçirildiği ve kaç okulda güvenlik görevlisi görevlendirildiği konusunda henüz net bir bilgi yok. Bakan Tekin’in bu konudaki sessizliği, veliler arasında devletin bu sorumluluğu yerine getiremeyeceği düşüncesini körüklüyor. Bazı aileler, okullara özel güvenlik şirketleri ile anlaşarak güvenlik önlemleri almaya yöneliyor.

Güvenlik, devletin en temel kamu hizmetlerinden biridir ve okullarda da bu sorumluluk devlete aittir. Eğer Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarda güvenlik görevlileri olsaydı, saldırgan öğrencilerin silahlarıyla okula girmesi mümkün olmayabilirdi. Bu iki durum, eğitim kurumlarındaki güvenlik zaafını en çarpıcı şekilde ortaya koyuyor.

Genel olarak sokaklarda da benzer bir güvenlik sorunu yaşanıyor. Çeteler sokaklarda cirit atarken, gençler bıçaklanarak hayatlarını kaybediyor. Akran zorbalığı da önemli bir mesele haline geldi. Bu sorunların çözümü, devletin sorumluluğu altında. Ancak, bu sorumluluğu taşıyan siyasetçiler ve bürokratlar gerekli adımları atmaktan kaçınıyorlar; istifa eden yok, cenaze törenlerinde görüntü vermekle yetiniyorlar.

Kahramanmaraş’taki ortaokulda gerçekleşen saldırının faili İ.A.M’nin ailesi hakkında dikkat çekici bilgiler mevcut. Baba emniyet müfettişi, anne ise öğretmen. Baba, çocuğunun psikolojik sorunlar yaşadığını kabul ediyor ve psikoloğa götürdüğünü belirtiyor. Ancak, çocuk henüz tedavi sürecindeyken okula gönderilmesi, bir başka yanlış karar olarak öne çıkıyor. Okulun rehber öğretmeni de çocuğun durumunu ailesine bildirmiş olmasına rağmen gereken önlemler alınmamış.

Aynı zamanda, emniyet mensubu babanın çocuğu poligona götürüp silahla ateş ettirmesi de son derece tartışmalı bir davranış. Evdeki silahların sayısı ve çocuğun bu silahlara kolayca ulaşabilmesi, ailenin sorumluluğunu sorgulatıyor.

Okullardaki güvenlik sorununu zaman kaybetmeden çözmek büyük bir ihtiyaç haline geldi. Hem aileler hem de öğretmenler, bu konuda bilinçlendirilmelidir. Milli Eğitim Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın acil olarak harekete geçmesi ve güvenlik önlemlerini artırması gerekmektedir. Bu bağlamda, yetkililerin adım atmadan önce durumun ciddiyetini kavramaları hayati önem taşımaktadır.

Author: Hakan Kaplan